ARKADAŞLARIMA SİZ DE KATILIN

28 Eylül 2012 Cuma

YILLAR YENİLMEDİM SİZE









gece ve ben başbaşayım anılarla


Beyaz bir kuş öyle canlı yine düşlerimde


Hey yıllar yenilmedim size

Umutlarım yine aynı

Sessizlik geceyi sarsada

Her gün bir yarın var ya


Hey yıllar yenilmedim size

Rüyalarım bile aynı

Bir tutku yaşıyorum yine

Aynı telaş içimde


Bilmez kimse nasıl geldi geçti yalnızlıklar

Kolaymıydı silip atmak sanki korkuları


Hey yıllar yenilmedim size

Benim için bahar aynı

Aynı o ılık rüzgar yine

Esiyor ellerimde


Hey yıllar yenilmedim size

Hatalarım bile aynı

Hep aynı sevgiye hasretim

Duygularım hep aynı


Bilmez kimse nasıl zordu gülmek zaman zaman

Uçup gitti hayat yavaş yavaş avuçlarımdan


Hey yıllar yenilmedim size

Benim için bahar aynı

Aynı o ılık rüzgar yine

Esiyor ellerimde


Hey yıllar yenilmedim size

Hatalarım bile aynı

Hep aynı sevgiye hasretim

Duygularım hep ayn

ÇEKİLİŞ VAR


El emeğiyle süslü bu havluları kazanmak isterseniz buraya..

21 Eylül 2012 Cuma

GÜNÜN SÖZÜ

KOLESTROL İLAÇLARI

Babam 1988 yılında Bypass olmuştu. O yıldan sonra uzun sure bir
kolesterol ilacı kullanmaya başlamıştı. Bazı şikâyetleri üzerine 5.kez
anjiyo olacaktı. Anjiyo tarihinden 1 ya da 2 gün önce güvendiğim bir
kişi aracılığıyla Prof. Dr. Canan Karatay ile tanıştım.
Kendisi Dahiliye ve Kardiyoloji doktorası yapmış bir kişiydi. Babamı
ilk muayenesinden sonra anjiyo olmasını engelledi. (hatta anjiyoyu
engellemek ve babamı fikrinden vazgeçirmek için sert bir ifade bile
takınmıştı.) Devamında kan tahlilleri istedi ve sonuçlardan sonra da
ilaçlarında değişikliklere gitti.
Hekim gözüyle ;
Babamı 1988 den beri çok farklı, kalple ilgili  televizyonda
seyrettiğim doktorlarda dahil olmak üzere birden fazla hekim muayene
etmişti. Kan tahliliyle ilgili istedikleri, hastalığın seyriyle ilgili
soruların bu kadar detaylandırıldığını ve konsantre olunduğunu
hatırlamıyorum. İçimde kendisine ve kararlılığına karşı saygı oluştu.
Kolesterol ilacını kesip de arkasından sadece tuzsuz fıstık ve
kavrulmamış fındık önermesi, her gün yumurta yiyin
demesinden sonra
babamın kahkahası beni hayli germişti.
Arkasından, babam ilaçlara rağmen yüksek seyir izleyen kolesterolünü
kuruyemiş ve yumurta ile düşürürse Canan hanımın büstünü dikeceğini
yüzüne karşı söylemişti
.
Babam o günden 20 Nisan 2007 yılına kadar bir daha kolesterol ilacı
kullanmadı.
Kan değerleri, kolesterol seviyesi hiçbir zaman ilaç kullandığı
dönemden daha kotu olmadı.
Vefat sebebi ise mide kanseriydi. Kanser tetikleyen ilaçların içindeki
etkenin kendisi miydi? Yoksa ilaçlardaki boyar madde, koruyucu madde
mi, ilaca kıvamını veren bir başka maddemiydi? (titanyum dioksit,
magnezyum stearate vb. ...) Bilemiyorum.
Bildiğim ise fakültede 1.sınıfta biyokimya dersinde hocamızın söylediğidir.
Vücudumuza aldığımız her kimyasal, ya da etken maddeler, başka
döngüleri de etkilemektedir.
Aşağıda Canan Hanım ortak tanıdığımıza yazdığı e-postayı okumanızı öneririm.


KSS Erdal TurunçoğluKolesterol ilaç firmalarının yarattığı bir entitedir. Büyük bir yalandır.
Büyük bir yalanı firmalar uydurmuş senelerce herkes buna inandırılmıştır! !
En pahalı ve tehlikeli ilaçlarını satabilmek için.
Statin grubu ilaçlar kanser yapıyor, ALZHEİMER yapıyor ve de kalp
yetersizliği yapıyor. Yaşlılarda dengesizlik ve unutkanlık ve de
yaygın vücut ağrılarının sebebidir.
Ben hayatta bu ilaçları vermedim ve de alan hastalarıma bıraktırıyorum! !
Bütün hayvanların hücre yapılarında kolesterol bulunur.
Kolesterol olmazsa vücudumuzda ne biz ne de hiç bir hayvan
yaşayamazdı, oluşamazdı yeryüzünde.

Bu rakamları sağlık kılavuzlarında ortaya atan kişiler 8-9 milyon
dolarlar aldıkları bu firmalardan, senelerden beri biliniyor.
Kendileri itiraf ettiler çünkü.

Kolesterol diye bir hastalık olamaz.
Karaciğeri yağlanmaya başlayan herkesin, şeker metabolizması bozulmuş
olan herkesin kolesterolü yükselir.
Hastalıkların nedeni kolesterol değildir. Kolesterol altta bir
metabolik bozukluk bulunduğunu göstermektedir.
Asıl en tehlikeli olanı kanda yüksek olan şeker ve ensülindir.
Bütün hastalıkları bunların başlattığını senelerdir söylüyoruz.
Rant getirmediği için göz ardı ediliyor!
Para getirmediği, hediyeler dolarlar, lüks otellerde konaklamak
getirmediği için doktorlar aldırmıyorlar.
İşte ben EXPOCHANNELL' de aylardan beri bunu söylemekteyim.
İnsanlar şaşırıyorlar.

İlaç firmalarını yarattığı hastalıklar 3 tanedir ve dikkat ederseniz
ilaçları en pahalı olanlardır.

1. Kolesterol
2. Osteoporoz
3. Menopoz
Bunların hepsi fizyolojik  olaylardır, HASTALIK OLAMAZLAR! !
Her yere forward edebilirsiniz, arzu ediyorsanız.
Sevgilerimle, Canan Karatay

16 Eylül 2012 Pazar

İNSAN DEDİĞİN





"Yüzde Israr Etme

Doksanda Olur,

 İnsan Dediğinde

Noksanda Olur,

Sakın Büyüklenme

 Elde Neler Var,

Bir Ben Varım Deme

Yoksanda Olur..."


Kendini vazgeçilmez sananlara..

15 Eylül 2012 Cumartesi

BİR KIRLANGIÇ MASALI




Evvel zamanda, günlerden bir gün kırlangıç havada süzülürken, balkonunda çiçekleri ile ilgilenen bir adam görür. O’nu izlediğinde çiçeklere dokunuşuna, yumuşacık ses tonuyla çiçekleriyle konuşmasına hayran kalır. Bir anda adama aşık olur.
Ve bir sabah adam yine balkonundayken yaklaşır:
”Ben sana aşık oldum, lütfen beni yanına al, birlikte yaşayalım.”
Adam ”Olmaz alamam, bu nasıl olur? Bir kuş,bir adama hiç aşık olur mu?” deyince; kırlangıç ”Lütfen, beni hayatına al. Sana dost ve arkadaş olurum, canın sıkılmaz. Yaşar gideriz.”
Adam:
”Olmaz, alamam. Git başımdan!” diyerek kesin bir cevap verir.
Kırlangıç, ümidini yitirmeden üçüncü kez adamın penceresi önüne konar:
”Lütfen beni içeri, yanına al. Artık soğuklar başladı, dışarda kalamam. Ben sadece sıcak havalarda yaşayabilirim. Yanına almazsan, sıcak ülkelere doğru uçmak zorunda kalırım. Al beni, omzuna konar sana şarkılar söylerim. Kış gecelerini şenlendiririm. Sen de benim gibi yalnızsın, sana yarenlik ederim.” diyerek yalvarır.
Adam:
”Derhal git buradan, yalnızsam ne olmuş?” der ve kuşu kovar.
Kırlangıç o kadar üzülür ki ardına bile bakmadan uzak, sıcak diyarlara doğru uçar, gider.
Aradan zaman geçer. Adam yalnız akşamlarında kırlangıcı düşünmeden edemez. Kendi kendine söylenmeye başlar:
”Ben ne akılsız adamım. Niye reddettim ki bana aşık, benimle olmak isteyen kırlangıcın teklifini; niye onu yanıma almadım?” Pişman olur, hayıflanır durur. Gözünü pencereden alamaz, olur. Kendini ”Nasıl olsa sıcaklar başlayınca kırlangıcım yine gelir.” Diye avutur. Her gün penceresinin önünde oturur, bekler.
Havalar ısınır, yaz gelir. Gelip geçen kırlangıçlara sorar, gözleri yollarda bekler ama O’nun kırlangıcı gelmez. Yaz biter, kırlangıçlar tekrar sıcak diyarlara göç ederler.
Adam pişman ve üzgündür. İçi içini yer,bir Bilge kişiye durumu anlatır ve şu cevabı alır:
”Kırlangıçların ömrü 6 aydır.” Yıkılır.

HAYATTA BAZI FIRSATLAR VARDIR, SADECE BİR KEZ ELİNİZE GEÇER VE DEĞERLENDİRMEZSENİZ UÇUP GİDER!



HAYATTA BAZI İNSANLAR VARDIR, SADECE BİR KEZ KARŞINIZA ÇIKAR; DEĞERİNİ BİLMEZSENİZ KAÇIP GİDERLER! VE ASLA GERİ DÖNMEZLER!




Dikkatli olun....!!!! Farkında olun.....!!!!!!!!!! Ve bir düşünün bakalım; Acaba siz bugüne kadar pencerenizden kaç kırlangıç kovaladınız?.....

10 Eylül 2012 Pazartesi

Bardağı yere bırakın bugün düşsün



Profesör elinde içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı


Herkesin göreceği bir...... şekilde tutuyordu ve ardından sordu :


“Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?”


'50gr!' .... '100gr!' .....'125gr'


 ..diye öğrenciler yanıtladı.


Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem,” dedi profesör, “ama,


 benim sorum şu:


 Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?”



 ‘Hiçbirşey' …..diye yanıtladı öğrenciler



 Tamam peki 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu?' diye sordu profesör bu

kez…

 Kolunuz ağrımaya başlardı efendim' diye öğrencilerden biri yanıtladı


 Haklısın, peki şimdi ben bir gün boyunca tutsam ne olurdu?”


“Kolunuz iyice ağrır, kas spazmı  vs. gibi sorunlar yaşardınız


 ve hastaneye gitmek zorunda kalırdınız!”


 ….. tüm öğrenciler çeşitli yorumlar yaptı ve gülüştüler


 “Çok iyi.


 Peki tüm bu sorunlar olurken bardağın ağırlığında bir değişme olur muydu?”



 Diye sordu profesör.



 ‘Hayır‘…. Diye yanıtladı herkes



 Peki o zaman kolun ağrımasına ve kas spazmına neden olan neydi?”


 Öğrenciler bulmaca çözermişçesine düşünmeye başladılar.



 “Acıdan ve ağrıdan kurtulmak için ne yapmam gerekir bu durumda?”diye

 tekrar profesör sorar



“Bardağı bırakın düşsün!” diye öğrencilerden biri yanıt verir



 “Kesinlikle!”der profesör.


 Hayatın problemleri de böyle birşeydir.



 Onları kafanda birkaç dakika tutarsın. Bir sorun yokmuş gibi görünür.


Uzun bir süre düşünürsün.  Başınız ağrımaya başlar.



 Daha uzun düşününce, artık seni bitirmeye ve hiçbir şey yapamamana neden

olur.

 Hayatınızdaki mücadeleleri ve problemleri düşünmek önemlidir,


Fakat DAHA ÖNEMLİSİ onları her günün sonunda, uyumadan önce yere

 bırakmaktır (bardak gibi).



 Bu şekilde strese girmez, ve her gün taze bir beyin ile uyanır ve her

 konuyla ve yolunuza çıkan her mücadele ile başa çıkabilecek güçte

 olursunuz!


Bu yüzden bugün ofisten ayrıldığınızda,


 Sevdiklerinize şunu hatırlatın :



 Bardağı yere bırakın bugün düşsün..