ARKADAŞLARIMA SİZ DE KATILIN

14 Kasım 2012 Çarşamba

BEBEK PATİKLERİ,BATTANİYELERİ

Pratik bebek taşıyıcısı

Çok şirinler değil mi?



Düğmeli battaniye

Örgü patikler..







13 Kasım 2012 Salı

ÇEKİLİŞ VAR

Teknoloji ve inceleme bloğunda çekiliş var .Son katılım tarihi 17 Kasım 2012.

ÖRGÜ SANATI





Tığları saklamanın güzel bir yolu

Çok şık bir ekmek sepeti ve örtüsü

 


 Uyuyan güzel koltuğu..




11 Kasım 2012 Pazar

KARACİĞERDEKİ TOKSİNLERİ ATMANIN YOLLARI



Karaciğerde toksinler bulunduğu takdirde ne gibi belirtilerin ortaya çıktığını biliyor musunuz? Ya bu toksinlerin vücuda ne gibi zararlar getirebileceğini? Toksinleri atmak için hangi yollara başvurulacağını? İşte bugün bu sorulara cevap bulacağız.
Karaciğerde toksinler bulunmanın belirtileri:
 1. Tırnaklarda belirgin dikey çizgiler Çin tıbbına göre, karaciğer vücutta bulunan bütün esnek organlardan sorumlu. Tırnak da bunlardan birini oluşturuyor. Bu nedenle toksinlerin karaciğerde birikmesi durumunda tırnaklarda açık belirtiler görülebilir.
 2. Memelerde kistlerin ortaya çıkması, adet öncesinde memelerde şişkinlik ve ağrı görülmesi Yine Çin tıbbına göre, meme, karaciğerle ilgili akupunktur noktalarının oluşturduğu çizgide bulunan önemli bir bölge. Bu çizgide toksinler bulunması durumunda, memelerde kist oluşturabilir ve özellikle adet öncesinde, memelerde şişkinlik ve ağrı görülebilir.
 3. Moral bozukluğu Karaciğer morali ayarlayan bir organ. Karaciğerdeki doksin maddelerin atılmaması durumunda, insan ya kolay sinirlenir, ya da moral çöküntüye uğrayabilir.
4. Başın bir tarafının ağrıması, yanaklarda sivilcelerin çıkması ve adet günlerinde karın ağrıması Çin tıbbına göre, yüzün iki yanı ve karın, karaciğer ve safra kesesiyle ilgili akupunktur noktalarının oluşturduğu iki çizgiden sorumlu bölgelerdir. Bu nedenle karaciğerdeki toksinlerin sorunsuz bir şekilde dışarı atılamaması durumunda, bu bölgelerde sorunların çıkması kaçınılmaz olacak.

 Karaciğerdeki toksinlerin atılması yolları
1. Yeşil renkli yiyeceklerin yenmesi Çin tıbbındaki beş element terorisine göre, yeşil renkli yiyecekler karacigerin gözdesi olarak, sinir hafifletici ve moral düzeltici işlevlere sahip ve karaciğerdeki toksinlerin dışa atılmasına yardımcı. Çin tıbbı uzmanları, yeşil kabuklu madalina ve limon tavsiye eder.
 2. Kurt üzümü karaciğerin toksinlere karşı direniş gücünü arttırır Toksinlerin atılmasının yanı sıra, karaciğerin toksinlere karşı direnme gücünün de arttırılması gerekiyor. Bu görevi en iyi şekilde yerine getirebilecek yiyecek de kırmız renkli "kurt üzümü" denilen bir meyvedir. Karaciğeri koruma işlevine sahip olan kurt üzümü, karaciğerin toksinlere karşı direnme gücünü arttırabilir. Kurutulmuş kurt üzümü çiğnenerek ve günde bir avuç kadar yenebilir.
 3. Tianchong noktasına bastırmak Çin tıbbına göre, karaciğerdeki toksinlerin atılmasında en önemli akupunktur noktası olan Tianchong noktası, ayağın baş ve ikinci parmaklarının kemiklerinin birleştiği çukur noktasında yer alıyor. Elimizin baş parmaklarımızla her iki ayağındaki Taichong noktasına 3-5 dakika süreyle hafif bir ağrı hissedilene kadar bastırmakla karaciğerdeki toksinlerin atılmasını sağlayabiliriz.
4. Gözyaşı dökerek toksin atmak Daha az gözyaşı döken erkeklere göre kadınlar daha uzun bir ömre sahip. Çin tıbbının çok eskiden benimsediği bu kavram artık Batı tıbbı tarafından da kanıtlandı. Vücut tarafından atılan bir sıvı olarak gözyaşında, ter ve idrarda olduğu gibi vücuda zarar verebilen biyolojik zehirler bulunuyor. Bu nedenle üzüldüğümüzde, haksızlığa uğradığımızda çekinmeden ağlayalım. Hayata her zaman iyimser yaklaşanlar da haftasonu üzücü bir film seçerek gözyaşı döküp vücutlarındaki toksinlerin atılmasını sağlayabilir.
Alıntıdır.

9 Kasım 2012 Cuma

İŞTE O MÜTHİŞ METİN

 
 
 
 
LÜTFEN BU METNİ SABIRLA SONUNA KADAR, ÖNYARGISIZ OKUYUN, İSTERSENİZ PAYLAŞIN...
HANGİ ZEMİNİN ÜZERİNDE OTURDUĞUNU VE HANGİ MİRASI ALDIĞINI BİLMEYEN SADECE BAŞKALARININ KÖLESİ OLUR...
 
İşte o müthiş metin:
Atatürk'ten İsmet Paşa'ya
"SEVGİLİ Paşam, Cumhuriyet'in ilk başbakanı olarak seni düşünüyorum. Dur, hiç itiraz etme. Niye seni seçtiğimi şimdi anlayacaksın. Bizi yine büyük bir savaş bekliyor.
Durumumuzun bir bölümünü Cephe Komutanı ve Lozan Başdelegesi olarak elbette biliyorsun. Büyük devletlerin bu sefil duruma bakarak, kısa zamanda pes edeceğimizi sandıklarını Lozan dönüşü sen bize anlattın.

Ben sana şimdi bildiğinden daha da acıklı olan genel durumu özetleyeceğim. Bize geri, borçlu, hastalıklı bir vatan miras kaldı. Yoksul bir köylü devletiyiz. Dört mevsim kullanılabilir karayollarımız yok denecek kadar az. 4.000 km. kadar demiryolu var. Bir metresi bile bizim değil. Üstelik yetersiz. Ülkenin kuzeyini güneyine, batısını doğusuna bağlamamız, vatanın bütünlüğünü sağlamamız şart. Denizciliğimiz acınacak durumda. Köylümüzü topraklandırmalı, ihtiyacı olan bir çift öküz ile bir saban vererek çiftçi yapmalıyız.

Doğudaki aşiret, bey, ağa, şeyh düzeni Cumhuriyet'le de insanlıkla da bağdaşmaz. Bu durumu düzeltmeli, halkı kurtarmalıyız. Her yerde tefeciler halkı eziyor. Güya tarım ülkesiyiz ama ekmeklik unumuzun çoğunu dışarıdan getirtiyoruz. Sığır vebası hayvancılığımızı öldürüyor. Doktor sayımız 337, sağlık memuru 434, ebe sayısı 136. Pek az şehirde eczane var. Salgın hastalıklar insanlarımızı kırıyor. Üç milyon insanımız trahomlu. Sıtma, tifüs, verem, frengi, tifo salgın halinde. Bit ciddi sorun. Nüfusumuzun yarısı hasta. Bebek ölüm oranı % 60'ı geçiyor.

Nüfusun % 80'i kırsal bölgede yaşıyor. Bunun önemli bölümü göçebe. Telefon, motor, makine yok. Sanayi ürünlerini dışarıdan alıyoruz. Kiremiti bile ithal ediyoruz. Elektrik yalnız İstanbul ve İzmir'in bazı semtlerinde var. Düşmanın yaktığı köy sayısı 830. Yanan bina sayısı 114.408. Ülkeyi neredeyse yeniden kurmamız gerekiyor. Yunanistan'dan gelen göçmen sayısı da 400 bini geçecek.

İktisadi hayatımız da, eğitim durumumuz da içler acısı. İktisatçımız da çok az. Zorunlu okuma yaşındaki çocukların ancak dörtte birini okutabiliyoruz. Halkın eğitimi hiç çözülmemiş. Oysa Cumhuriyet'in insan malzemesini hazırlamalı, namus cephesini güçlendirmeliyiz. Kültür eserleri kaçırılmış, kaçırılmaya devam ediliyor. Raporlarda daha ayrıntılı, daha acı bilgiler var. Bunları Bakanlara ve parti yönetim kuruluna da ver. Genel durumu tam bilsinler. Bütçemiz, gelirimiz yetersiz. İktisadi çıkmazdan kurtulmak için geliştirdiğim bir düşüncem var. Bu düşünceyi günü gelince konuşuruz.

Hedefimiz milli iktisat, bağımsızlığın sürekli olması için iktisadi bağımsızlık temel ilkemiz olmalı. Osmanlı bu gerçeği geç fark etti. Fark ettiği zaman çok geç kalmıştı. Cumhuriyet'e uygun bir anayasaya gerek var. Bu zor durumdan nasıl çıkılabileceğini gösteren ne bir örnek var önümüzde, ne de bir deney. Ama yılmamak, ucuz, geçici çarelerle yetinmemek, halkı kurtarmak için sorunları çözmek, kalkınmak, ilerlemek, milli egemenliğe dayalı, uygar ve özgür bir toplum oluşturmak, yüzyılımızın düzeyine yetişmek, kısacası çağdaşlaşmak, bu büyük ideali tam olarak başarmak zorundayız. Bu ana kadar bu ideali koruyarak geldik. Bundan sonra daha hızlı yürümek zorundayız. Bunun için gerekli yöntemi, yolu birlikte arayıp bulacağız. Yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız.

Kaderin bizim kuşağımıza yüklediği kutsal bir görev bu. Bu büyük görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim. Allah yardımcımız olsun!"

Tarih 30 Ekim 1923... Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa'yı Köşk'e davet eder. Ülkenin genel durumu hakkında hazırlattığı raporları İsmet Paşa'ya böyle sunar. Atatürk ve arkadaşlarının devraldıkları ülke işte böyle perişan durumdaydı. 10 Kasım'da parlak nutuklar atarak, bağlılıklarımızı bildirerek andığımız Atatürk'ün nasıl bir mucize yarattığının bilincinde miyiz? Bugün ona sahip çıkabiliyor muyuz? Yoksa sadece nutuk mu atıyoruz?
(*) Cumhuriyet - Türk Mucizesi, ikinci kitap - TURGUT ÖZAKMAN