ARKADAŞLARIMA SİZ DE KATILIN
17 Aralık 2012 Pazartesi
15 Aralık 2012 Cumartesi
14 Aralık 2012 Cuma
13 Aralık 2012 Perşembe
Yılbaşında Çam Ağacı Süsleme Geleneği Nereden Geliyor?
Yeni yıla bir yılbaşı ağacıyla girmek istiyorsanız beğeninize ve bütçenize en uygununu alıp muhteşem bir yılbaşı ağacına sahip olabilirsiniz.
Yeni yıl yaklaşırken hazırlıklar da gittikçe hızlanıyor. Yeni yıla girişimizin en büyük işareti etrafta birer birer yerlerini almaya başlayan yılbaşı ağaçları ve evinizi en güzel hale getirecek olan süsler… Tabii yılbaşı ağacı almaya karar verince de nasıl bir ağaç seçeceğinizi ve süsleyeceğinizi bunları belirlemeniz gerekiyor. Seçenekler çok. Her ne kadar en çok tercih edileni çam olsa da köknar, ladin, sedir gibi alternatifleriniz de var. Süsleyerek hazırlayacağınız yılbaşı ağaçlarının fiyatları, boyutları ve gerçek ya da plastik olmasına göre değişiyor. Hem beğeniniz hem de bütçenizi göz önünde bulundurarak kendinize en uygun olanını seçebilirsiniz.
Ağacı süslerken yaratıcılığınızı gösterin…
Evinize uygun bir ağaç aldıktan sonra sıra yılbaşına uygun bir şekilde süslemeye geliyor. Bu noktada yaratıcılığınızı kullanarak harika sonuçlar elde edebilirsiniz.
Ağacın donatılması için alınan kozalak, çan, zil, renkli ampuller, kar, altın renkli melekler, yıldızlar süsler, boncuklu şeritler, 4’lü ya da 6′lı top süsler, 9’lu kozalaklar, ikiz kurdeleli çanlar, kar spreyi, küçük Noel baba bibloları, renkli ampullerle olağanüstü bir yılbaşı ağacına sahip olabilirsiniz.
Evinizi yeni yıl için ucuza süslemek istermisiniz? Eğer bahçeniz varsa bahçenizde yoksa da geniş bir saksı içinde kendi ağacınızı yetiştirme zevkini yaşayabilirsiniz. Bu şekilde büyük paralara harcamadan da kendi ağacınıza sahip olabilirsiniz. Konunun uzmanları ise, dış ortam bitkisi olan yılbaşı ağaçlarının 2-3 hafta kapalı alanlarda bulundurulabileceğini ancak bu süre sonunda ekilmesi gerektiğini belirtiyor.
Yılbaşında Çam Ağacı Süsleme Âdeti Nereden Geliyor?
Yılbaşı günlerinde, evin bir köşesinde, minik bir çam ağacı bulundurmak ve onu süslemek âdetinin kökeninin Almanya olduğu ileri sürülür. Almanların cennet ağacı adını verdikleri ve Âdem ile Havva’nın gizemli hikâyesine dayanarak üzerini elmalarla donattıkları ağaç köknardı. 15. yüzyıldan sonra bu ağaçlara sadece meyve değil ekmek, bisküvi gibi yiyecekler de asılmaya başlanmış, Protestanlığın yayılması ile birlikte bunlara yanan mumlar da eklenmiştir. Adet Avrupa’ya yayılırken aynı zamanda göçmenler tarafından Amerika’ya da taşınmıştır. Aslında ağaçların ruhani törenlerde önemli bir sembol olarak yer alması âdeti çok eskilere, Hıristiyanlık öncesi zamanlara, hatta putlara ve doğaya tapınıldığı zamanlardaki Mısır ve Çin uygarlıklarına kadar uzanır. O devirlerde doğanın yeşilliği ve ağaçlar sonsuz hayatın sembolleriydiler. Benzer şekilde Kuzey Avrupa ülkelerinde de yine Hıristiyanlıktan çok daha önceki zamanlarda ağaçlar ruhani bakımdan kutsal kabul ediliyorlardı.
Kuzey Avrupa’da kış aylarında sadece bir kaç saat süren gündüzler 21 Aralıktan itibaren uzamaya başlarlar. Uzun karanlık günlerin bittiğinin, gittikçe daha aydınlık günlerin geleceğinin müjdesi olan Aralık ayının bu günleri de törenlerle karşılanırdı. Bu adet Avrupa’da güneye indikçe değişerek yayıldı. Romalılar zamanında takvimin başlangıcının, dünyanın yaratıldığı ay olduğuna inanılan ve tabiatın canlanmasının müjdecisi olan Mart ayından Ocak ayına kaydırılması ile kutlanacak tarihler konusunda kafalar iyice karıştı. Zamanla Kuzey Avrupa ülkelerinin karanlığın bitişi ayin ve kutlamaları, Hıristiyan dünyasınca Hz. İsa’nın doğum günü kabul edilerek ki bu kesin değildir. Bu arada ağaçlar, özellikle çam ağaçları bu kutlamanın simgesi olmaya devam ettiler. Her ne kadar yılbaşı günlerinde bir çam ağacının süslenmesi tüm dünyada adet olduysa da bu günün dini bakımdan bir özelliği yoktur.
Uygarlık ve teknolojinin ilerlemesi ile çam ağacı üzerindeki mumların yerlerini yanıp sönen minik renkli ampuller, elma, ekmek ve bisküvinin yerini rengârenk süsler aldı. Günümüz insanı ağaçlara tapmamasına rağmen onların kıymetini daha iyi biliyor. Bir kaç günlük eğlence için çam ağaçlarını kesmeyip, plastik taklitlerini de kullananlar var.
12 Aralık 2012 Çarşamba
7 Aralık 2012 Cuma
6 Aralık 2012 Perşembe
İBRETLİK HİKAYE
KISSADAN HİSSE
Vaktiyle Bursa’ da bir müslüman, eski adı “Yahudilik Yolağzı”, bugünkü adı Arap Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş:
“Her kula helâl, Müslüman’a haram!..”
Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye...
Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzûra getirilmiş.
“Bu nasıl fitnedir, dîni İslâm, ahâlisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman’a yasakla!.. Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin?..”
diye çıkışmışlar adama.Adam:
- “Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin ispat ister, delil şarttır…” dedikçe kadı kızmış:
- “Ne delili, ne ispatı?.. Sen fitne çıkardın, Müslüman ahâlinin huzûrunu kaçırdın, katlin vâciptir!” demiş.
Demiş ama, bir yandan da merak edermiş:
- “Nedir gerekçen?..” diye sormuş.Adam:
- “Bir tek Sultan’a derim…” diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan’a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş...Padişah da sinirlenmiş ama, diğer yandan o da meraklanırmış:
- “De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın, hem de her kula helâl,Müslüman’a haram yazarsın?..”Adam, başı önünde konuşur:
- “Delilim vardır, lâkin ispat ister.”
- “Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?..”
- “O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultânım…”
- “Eeee?!..”-
“Sultânım, herhangi bir havradan (sinagog) rast gele bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak…”Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Mûsevîler, “ne oluyor, bu ne zulüm?.. Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masûmdur, gerekirse kefâlet ödeyelim...” Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş… Bir hafta dolunca, adam:
- “Sultânım, artık bırakmak zamanıdır” demiş.Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer Sultan’a teşekkürler, hediyeler… Az zaman geçmiş ki, adam:
- “Aynı işi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz için yaptırınız Sultânım” demiş.Aynı şekilde bir papaz derdest edilip yaka-paça alınmış Pazar âyininden ve aynı tepkiler artarak devam etmiş.
Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutluluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar...
Levantenler din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla daha bir sarılmışlar birbirlerine. .. Sultan:
Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutluluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar...
Levantenler din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla daha bir sarılmışlar birbirlerine. .. Sultan:
- “Bitti mi?..” demiş adama.
- “Sultânım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle” demiş.
- “Şimdi nedir isteğin?..”
- “Efendim, pâyitahtımız Bursa’nın en sevilen, en sözü dinlenilen, itimad edilen âlimini alınız minberinden…”Adamın dediğini yapmışlar, Ulucâmi imamını Cuma hutbesinin ortasında almışlar, yaka-paça götürmüşler...
Ve ne olmuş bilin bakalım?..
Bir ALLAH’ın kulu çıkıp da, “ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz? .. Hiç olmazsa va’zı bitene kadar bekleseydiniz”, gibi tek bir kelâm etmemiş, imamın peşinden giden, arayan-soran olmamış...
Geçmiş bir hafta, “nerde imam” diye gelen-giden yok!.. Aptal ve câhil bir imam tâyin edilmiş yerine, ne konuştuğunu kendi kulağı duymayan tam yobaz cinsinden biri… Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta derdest edilen koca âlim için:
Ve ne olmuş bilin bakalım?..
Bir ALLAH’ın kulu çıkıp da, “ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz? .. Hiç olmazsa va’zı bitene kadar bekleseydiniz”, gibi tek bir kelâm etmemiş, imamın peşinden giden, arayan-soran olmamış...
Geçmiş bir hafta, “nerde imam” diye gelen-giden yok!.. Aptal ve câhil bir imam tâyin edilmiş yerine, ne konuştuğunu kendi kulağı duymayan tam yobaz cinsinden biri… Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta derdest edilen koca âlim için:
- “Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik…”
- “Kim bilir ne halt etti de tevkif edildi!..”
- “Vah vaah!.. Acırım arkasında kıldığım namazlara…”
- “Sorma, sorma...”
Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olup-bitenleri. Sonunda Padişah çeşmeyi yaptırana sormuş:
- “Eee, ne olacak şimdi?..Adam:
- “Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hocadan.” “Haklısın” demiş padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş.
Adam başı önünde konuşmuş:
Adam başı önünde konuşmuş:
- “Ey büyük Sultânım, siz irade buyurunuz Lûtfen, böyle Müslümanlar’a su helâl edilir mi?..”
Sultan acı acı tebessüm etmiş:
- “Hava bile haram, hava bile!..” demiş...
4 Aralık 2012 Salı
İLGİNÇ MEYVA SUNUMLARI
Sebzeleri,meyveleri farklı ve yaratıcılık kullanarak sunmak çok önemlidir bence.Bunları yapabilmek gerçekten beceri işi,biz de yapamıyorsak seyrederiz.Fikir vermesi dileğiyle...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)























































